Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

22:04
22:04

22:04

Ben Lerner

22:04’ün kahramanı, New York’ta yaşayan, ilk romanı ses getirmiş bir yazar ve şair. Yayıncıların büyük avanslar ödemeye hazır olduğu ikinci romanına başlamanın eşiğindeyken bazı…

22:04’ün kahramanı, New York’ta yaşayan, ilk romanı ses getirmiş bir yazar ve şair. Yayıncıların büyük avanslar ödemeye hazır olduğu ikinci romanına başlamanın eşiğindeyken bazı gelişmeler hayatını değiştiriyor: Ölümcül olması muhtemel bir kalp rahatsızlığı olduğunu öğreniyor, çocuk sahibi olmak isteyen en yakın arkadaşı ondan yardım istiyor, büyük bir kasırga New York’a yaklaşıyor, Wall Street’i İşgal Et hareketi şehirde kendini hissettiriyor. Pek çok gelecek ihtimalini barındıran bu manzaranın içinde yolunu bulmaya çalışırken, “22:04”ün kahramanı gerçek ve kurmaca, geçmiş ve gelecek, sanat ve hayat üzerine düşünecek ve başkalarıyla bağ kurmanın, ironiden samimiyete varmanın imkânlarını araştıracak.

Çağdaş sanattan Walt Whitman’a, Amerikan tarihinden ekolojik felakete, kapitalizmden modern tıbba ve günümüz yayıncılığına geniş bir dünyayı içine alan, şiirlere, fotoğraf ve illüstrasyonlara, deneme parçalarına yer veren yenilikçi bir roman “22:04”. Amerikan edebiyatının son dönemdeki en parlak yazarlarından biri olan Ben Lerner’dan, son yılların en önemli romanlarından biri.

Lerner’ın mesele edindiği şeyler, içinde yaşadığımız zamanla müthiş bir biçimde örtüşüyor… “22:04” bugün hayatta olmanın nasıl bir his olduğunu tarif ediyor. – The Boston Globe

Nitelikli çağdaş edebiyatla ilgilenen herkes Ben Lerner’ı okumalı; “22:04” bunun için kusursuz bir başlangıç. – Jeffrey Eugenides

Lerner hayatının geri kalanında hiçbir şey yazmasa bile bu kitap geleceğe kalacak. – New York Review of Books

*

Kent yönetimi terk edilmiş asma demiryolu hattını gezinti parkına dönüştürmüştü ve temsilcimle beraber, şefin kelimenin gerçek anlamıyla canlarını çıkarana kadar masaj yaptığı yavru ahtapotları içeren, Chelsea’deki fazlasıyla pahalı bir kutlama yemeğinin ardından, mevsim normallerine göre sıcak bir havada, hattın üzerinde güneye doğru yürüyorduk.

İnanılmayacak kadar yumuşak ahtapotçukları tek parça halinde mideye indirmiştik, ilk defa bütün olarak kafa yemiştim, üstelik yuvasını süsleyen, karmaşık oyunlar oynadığı gözlemlenmiş bir hayvanın kafasını. Belli belirsiz parıldayan eski raylar ve özenle yerleştirilmiş sumak ve duman çalıları arasında, High Line’ın aşağıya doğru inen birkaç ahşap basamaktan oluşan bölümüne ulaşana kadar güneye yürüdük; en alt basamağın önüne Onuncu Cadde’ye yukarıdan bakan dikey pencereler yerleştirilmiş ve oturup aşağıda akan trafiği izleyebileceğiniz bir tür amfiteatr oluşturulmuştu. Orada oturup trafiği seyrettik ve yarı şaka yarı ciddi söylüyorum, içimde yabancı bir kavrayış sezdim, aslında bana ait olmayan bir imgeler, duyumlar, hatıralar, duygular silsilesine maruz kaldığımı hissettim:

Polarize ışığı seçebilme yeteneği; vantuzlar tuzla ovulduğundan tat alma ve dokunma duyularının birleşmesi; sadece el ve ayaklarımda hissettiğim, beynime hiç uğramayan bir korku. Dumanı bir içine çekip bir dışarı üfleyen temsilcime yüksek sesle bunları söylüyordum ve gülüşüyorduk.

Birkaç ay önce, temsilcim bana bir e-posta göndermiş, The New Yorker’da yayımlanan hikâyem sayesinde “altı haneli, sağlam” bir avans alabileceğime inandığını yazmıştı; tek yapmam gereken hikâyeyi romana dönüştüreceğimi taahhüt etmekti. Pek anlaşılır olmasa da ciddi bir taslak hazırlamanın üstesinden gelmiştim ve çok geçmeden New York’un belli başlı yayınevleri arasında kıran kırana bir rekabet başlamıştı, nihayet kitabın açılış sahnesi olacak buluşmada ikimiz kafadanbacaklıları mideye indiriyorduk.

“Hikâyeyi tam olarak nasıl geliştireceksin?” diye sormuştu temsilcim, bırakacağı bahşişi hesaplamaya çalıştığından dalıp gitmişti.

“Kendimi aynı anda birçok farklı gelecekte hayal edeceğim,” demeliydim, “ellerim biraz titreyerek; yavaş yavaş batan şehirde ironiden samimiyete doğru adım adım ilerleyeceğim, her an çökebilecek şehir şebekesinde bir Whitman özentisi.”

….

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Topeka Okulu ~ Ben LernerTopeka Okulu

    Topeka Okulu

    Ben Lerner

    Roman, şiir ve denemeleriyle tanınan ve günümüz edebiyatının en önemli yeteneklerinden biri olarak gösterilen Ben Lerner’ın son romanı, Kansas’ın Topeka şehrinde yaşayan Gordon ailesini...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

  1. Go! Eko-Diktatörlük – Önce Yeryüzü, Sonra İnsan ~ Dirk C. FleckGo! Eko-Diktatörlük – Önce Yeryüzü, Sonra İnsan

    Go! Eko-Diktatörlük – Önce Yeryüzü, Sonra İnsan

    Dirk C. Fleck

    “Kış, bahar, yaz ve sonbahar güçten ve hedeften yoksun bir bayrak yarışı takımı gibi yer değiştiriyordu. Yeryüzü yorgundu, yorgunluğu insanların yüreklerine ve zihinlerine sinmişti.”...

  2. Sır Saklamanın Kayıp Sanatı ~ Eva RiceSır Saklamanın Kayıp Sanatı

    Sır Saklamanın Kayıp Sanatı

    Eva Rice

    Sır Saklamanın Kayıp Sanatı2006 İngiltere En İyi Kitap Ödülü “Anlatılamayacak Kadar İyi” ” Observer ‘Mutluluk verici’ ” Scotsman1950’li yıllar, İngiltere’de İkinci Dünya Savaşı’nın etkileri...

  3. 1794 Köprülerin Arasindaki Şehir ~ Niklas Natt Och Dag1794 Köprülerin Arasindaki Şehir

    1794 Köprülerin Arasindaki Şehir

    Niklas Natt Och Dag

    İnsan insanın kurdudur… Stockholm, 1794: Bir hastane odasında yatan Erik Tre Rosor yüreğindeki suçluluk duygusunun ağırlığıyla, düğün gecesi ölen karısıyla olan anılarını yazmaya başlar....

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    ×
    Yukarı
    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur